Saturday, Jul 31st

Son Güncelleme:04:26:38 AM GMT

Başlıkları:

[Yorum - Adem Güneş] 112 Acil Servis ne yapmalıydı?

e-Posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 
Önceki gün meydana gelen ve bütün Türkiye'yi derinden üzen helikopter kazasına ait detaylar ortaya çıkmaya başladı. Muhsin Yazıcıoğlu'nu taşıyan helikopterin "neden" düştüğüne ait senaryolar üretile dursun, biz böylesi bir kazayı haber alan 112 Acil Servis görevlilerinin kazazede ile yaptıkları telefon görüşmelerinden yola çıkarak, ülkemizde meydana gelen felaketlerde görevlilerin kazazedeye sundukları (ya da sunamadıkları) "psikolojik destek" ve profesyonel kriz yönetimi konusundaki durumumuzu ele alacağız.

Zira bu görevliler, çoğu defa, hayatının son dakikalarını yaşayan bir kişiye birkaç dakikalık telefon görüşmesi süresi içinde nasıl hayatta kalınacağının büyülü cümlelerini söyleyen çok özel kişilerdir. Kimi zaman acı içinde kıvranan, kimi zaman ölümün eşiğinde bulunan bir kişi ile telefonla canlı olarak konuşmak, sanıldığı kadar kolay bir durum olmadığı düşünülürse, "kriz yönetimi" konusunda çok sağlam donanımlı ve "travma sonrası psikolojik destek" konusunda uzman olmaları gerektiğini ifade etmeye bile gerek yok.

Özellikle Avrupa ülkelerinde hayat kurtaran "kırmızı bölge" olarak bilinen bu bölgede görev yapan kişilerin böylesi donanımlara sahip olması onlarca insan hayatı için çok önemlidir. Bir başka deyişle acil servis görevlisinin bir felaket durumunu felakete dönüştürmeden çözebilme yeteneğine sahip olması gerekir. Bu ve benzer kıstaslardan yola çıkarak bu kazadan alınacak dersleri maddeleştirirsek eğer;

Acil Servis görevlisi, kendisinden yardım bekleyen bir kazazedeye "mekanik" bir hitap tarzı ile değil, sahiplenici ve empati kurucu ses tonu ile hitap etmesi gerekirdi. Kazazedenin, kendi acılarını anlamış ve ona göre kendisine yardım ulaştıracak biri ile konuştuğunu hissetmesi gerekir. Halbuki bu kazada, görüyoruz ki, acil servis görevlisi, kazazede ile empati kurmakta zorluk çekiyor ve onun acılarına yabancılık çektiğini ses tonu ve kullandığı kelimeler ile ortaya koyuyor. 

 Kazazedeye acil servis görevlisi güven telkin edebilmesi için, kendisini ismen tanıtması ve kazazedenin ismini öğrenmesi gerekir. Konuşmanın ilerleyen dakikalarında kazazedeye artık ismen hitap etmesi gerekir. Böylesi bir iletişimde kazazede kendini daha rahat ve güvende hissedecektir. Bu kazada görüyoruz ki, acil servis görevlisi, kazazedeye sadece "beyefendi, beyefendi" diye hitap ediyor. Kendisini tanıtmamış olan acil servis görevlisine de kazazede "hanımefendi, alo hanımefendi" diye hitap ediyor. 

 Kazazede, acil servis ile görüşmeler sırasında, acil servis çalışanlarının kendi aralarındaki "panik" ve "çaresizlik" konuşmalarını asla duymaması gerekir. Kazazede kendini emin ellere teslim ettiğinden şüphe duymaması gerekir. Bu kazada acil yardım görevlilerinin kendi arasındaki konuşmalar maalesef kazazedeye kadar ulaşır durumda. Acil servis görevlisi, yanındaki birileri ile konuşurken "bacağım kırık diyor", "telefonun pili bitecek diyor" diye cümleler kullanıyor. Bu durumda eğer kazazede "sanki" konuya hakim değil de, kendisi de yanındaki birilerinden yardım istiyor imajını doğuruyor. Kazazede sanki, "hanımefendi yanınızda kim varsa verin onunla konuşayım" deme durumuna mecbur bırakılıyor. Halbuki kazazede kendisi ile konuşan kişinin kendi sorununu çözeceğinden şüphe duymaması gerekirdi.

Gerek kazazedeye güven telkin edebilmek gerekse kaza mahallini daha iyi tespit edebilmek için, kaza mahallinde "su" ya da "yiyecek" bulunup bulunmadığı tespiti yapılmalıdır. Böylesi bir soru daha sonra yola çıkacak olan kurtarma ekibi için oldukça önemli bir bilgi notu olarak verilebileceği gibi, kazazedeye güven telkin edilmesi açısından da önemlidir. 

 Acil servis görevlisi, kazazede ile yaptığı konuşmada diyaloglar arasında "fasıla" bırakılmaması, konuşma aralarının uzamamasına özen göstermesi gerekir. Kazazedenin kendi durumunu aktardıktan sonra, beklemesi, karşı taraftan birkaç saniye dahi olsa ses gelmemesi, çok zor bir bekleyiştir. Kaldı ki bu kazada, kazazede, böylesi konuşma fasılalarına düşüyor ve karşı tarafta ne olup bittiğini öğrenmek için ekstra çaba sarf ediyor.

 Kazazedenin psikolojisini tespit etmek ve olası telkinler vermek üzere, kaza mahallinde ölü ve yaralıların bulunup bulunmadığı, kendisi ile onların arasında ne kadar mesafe olup olmadığı mutlaka öğrenilmelidir. Zira hemen yanı başında sevdiği bir insanın cesedi bulunan bir kazazede hem sağlıklı bilgi aktarmakta zorluk çekebilir hem de zor bir psikolojik süreçle baş başa bırakılmış olur. Bu durumda, kazazedeye, sürünerek de olsa kaza mahallinden biraz uzaklaşması, ölü ve yaralılardan kendisini ayırt etmesi tavsiyesinde bulunulmalıdır. Bu kazada, telefonun ucundaki kazazede, yakınlarında ölüler olduğunu söylediği halde (ki bu bir panik hali ile halüsinasyon da olabilir) acil servis görevlisi, onların ölü olmadığını, kan kaybından dolayı öyle yattığını söylemeye çalıştığı halde, irtibat halinde bulunulan kişiyi daha sağlıklı bir yere doğru yönlendirmiyor.

Acil servis görevlisi kendisine ulaşmış olan kişi ile irtibatının kaybolma ihtimallerine göre hemen tedbirler aldırmalıdır. Örneğin etrafında bulunan yaralı bir kişinin cep telefonunu kullanması tavsiye edilebilir ya da birçok telefonda olan bataryanın kullanımını artırıcı kodlamalar yapması veyahut telefonun ekran ışığının kapatılması gibi önlemlere başvurması gerekir. Bu kazada, kazazede elindeki telefonun bataryasının bittiğini ilettiği halde acil servis görevlisinin bu konuda herhangi bir tavsiyede bulunmaması dikkat çekici bir durumdur. 

 Böylesi bir kazada, kaza mahallinin tespit edilmesi oldukça önemlidir. Bu kazada acil yardım görevlisi bu konuda elinden geldiğince soru sorarak olayı yönetmeye çalışıyor. Konuşmanın ilerleyen dakikalarında acil yardım görevlisi artık çaresizliğe düşüyor çünkü kazazede bulunulan ortamın dağlık bir arazi olduğunu, etrafın sisle kaplı olduğunu iletiyor. Daha sonrasında ise kan kaybından dolayı üşüme hissettiğini söylüyor ki, böylesi bir durum donma riskini de beraberinde getireceği için artık saniyelerin ne kadar önemli olduğunu acil yardım görevlisi tespit etmiş durumda. Bir yandan telefon bataryasının bitiyor olması, bir yandan kaza mahallinin tespit edilmesinin imkansızlığı ve kazazedenin donma riskinin bulunmasının, acil yardım görevlisini ciddi bir karar vermeye itmesi gerekirdi. Kazadaki helikopter ile arasındaki mesafe tespit edilip, diğer yaralıların helikopter ile arasındaki mesafe de tespit edildikten sonra, güvenli bir ortam oluştuğuna emin olunduktan sonra, "helikopteri yak" talimatı verilmesi gerekirdi. Helikopter alevinin ve dumanının bulunduğu bölgeye de acil kurtarma ekiplerini yönlendirmek gerekirdi.

Böylesi kriz durumları analiz edildiğinde, beklentilere cevap verecek profesyonellik sergilenemediği açıkça ortaya çıkıyor. Sadece böylesi bir kaza değil, deprem, yangın, trafik kazası gibi acil müdahale halinde hayat kurtaracak sahalar profesyonellerce desteklenmeli her an, mesleki tükenmişlikleri bertaraf edici ekstra tedbirler alınmalıdır. 

 ADEM GÜNEŞ UZMAN PEDAGOG / FATİH ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM GÖREVLİSİ

28 Mart 2009, Cumartesi