Bursa Kamu Çalışanları Derneği

Kamu Çalışanının Buluşma Noktası

Cu02102012

Last update11:26:40 ÖÖ

Font Size

Profile

Menu Style

Cpanel

"Çocuk Yetiştirmenin Anadolucası"

  • PDF
Kullanıcı DeÄŸerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 

Röportaj Aksiyon dergisi Pedagog Adem Güneş.. Medeniyetler beşiği Anadolu'da çocuklar nasıl yetiştiriliyordu?

Pedagog Adem GüneÅŸ , bu sorunun peÅŸinde eski metinleri inceliyor, tarihî ÅŸahsiyetlerin çocukluklarını araÅŸtırıyor ve ‘Anadolu pedagojisi’nin ÅŸifrelerini çıkarıyor.
Saçımızı süpürge ettiğimiz, geceler boyu uykusuz kalıp başını beklediğimiz ve en önemlisi geleceğimizi emanet ettiğimiz çocuklarımızı yeterince iyi yetiştirebiliyor muyuz? Eskiden geniş aileler vardı ve çocuğun eğitimi ortaklaşa üstlenilen bir sorumluluktu. Genç anne babaların tecrübesizliğini daha deneyimli anne-babaların olgunluğu örtüyor, çocuklar bir sevgi ve şefkat çemberinde yetişiyordu. Günümüzdeki çekirdek ailelerde ise bu görev tamamen anne ve babanın üzerine yıkılmış durumda. Genelde çalışan ebeveynler, tıkandıkları noktalarda çözümü bu konuda hazırlanmış kitaplarda arıyor. Ülkemizde çocuk eğitiminde başvurulan kitapların büyük çoğunluğu Batı menşeli. Bunlar ya tamamen tercüme ya da oradaki modeli açıklamaya ve ülkemize adapte etmeye çalışan kaynaklar. Peki, bu tarz bir eğitim ne kadar sağlıklı?

“Batı kültüründe çocuÄŸa ‘adam edilmek üzere’ ailelerin elinde bulunan kiÅŸi gözü ile bakılıyorken, Anadolu pedagojisinde çocuk aziz bir misafirdir.” Bu sözler Pedagog Adem GüneÅŸ’e ait. İki yıl öncesine kadar Hollanda’da yaÅŸayan GüneÅŸ, pedagoji alanındaki eÄŸitimini Rotterdam Üniversitesi’nde aldı. 18 yılın ardından ülkeye döndü ve o günden bu yana ‘Anadolu pedagojisi’ üzerine çalışıyor. Bu konudaki kitap çalışması tamamlanmak üzere. Bir yandan Fatih Üniversitesi’nde pedagoji dersleri verirken diÄŸer yandan da gittiÄŸi çeÅŸitli derneklerde ‘Nasıl daha iyi anne olunur?” seminerleri veriyor.

Anadolu pedagojisi’nde Kürt bir annenin ninnisi, İstanbul beyefendisinin zarafeti, Mevlânâ’yı yetiÅŸtiren annenin ilmi, Süryani bir babanın ÅŸefkat sırlarının kaynağı var. Anadolu pedagojisini Adem GüneÅŸ ile konuÅŸtuk:

-Anadolu pedagojisi nedir?

Çocuk yetiÅŸtirilmesi konusunda var olan kaynakların çoÄŸunluÄŸu maalesef Batı modellerine ait. Yazarları Türk olabilir ama içerik Batı kaynaklı. Ve maalesef dünya literatürüne girmiÅŸ bir Türk pedagoga da bugüne kadar rastlamadım. Ne acıdır ki Türkiye’de 1982 yılında üniversitelerin pedagoji bölümleri de kaldırılmış. Yani anne babalar çocuk yetiÅŸtirmek gibi hayati bir konuda kendi kaynakları ile irtibatı kesilmiÅŸ ve kendi kaderlerine terk edilmiÅŸ durumda. Hâlbuki binlerce yıllık tarihi olan bu topraklarda anne babaların hiç mi terbiye usulleri olmamış? Fatih, Mevlânâ, Yunus nasıl yetiÅŸtirilmiÅŸ? Bu coÄŸrafyanın da kendi deÄŸerlerine özgü çocuk yetiÅŸtirme yöntemleri var ve Anadolu pedagojisi de bu iÅŸte.

-Anadolu pedagojisinde sadece Türk kültürü yok o zaman…

Tabiî ki… Mesela İstanbul beyefendisinden bahsediliyor. İstanbul beyefendisi derken Ermeni midir, Türk müdür, Musevi midir yoksa Müslüman mıdır algılayamıyorsunuz. Ama bir nezaket sembolüdür. Anadolu pedagojisinde zaten asıl önemli olan, “insan olma sanatı”nı becermektir.

-Bu konuda kaynak var mı?

Osmanlı’da hayat çocuk yetiÅŸtirmeye yönelik ÅŸekillendiÄŸi için galiba öyle derli toplu kitaplar yazmaya kimse ihtiyaç duymamış. Nasıl ki İngiltere anayasasız idare ediliyor. Galiba o dönemde Osmanlı’nın bir gün çökeceÄŸi ve bu dev kültürel mirasın kapı dışarı edileceÄŸi hayal edilmemiÅŸ. Bu konuda direkt kaynak yok. Ancak uzman gözüyle baktığınızda farklı eserlerde deÄŸiÅŸik nüanslar görebiliyorsunuz.

-Mesela?

İbn-i Haldun’un Mukaddime adlı eserinde şöyle bir cümle geçiyor: “Anne babaların çocuklarına bırakacağı en iyi miras çocuklarını yavaÅŸlatmak olacaktır.” Pedagojik olarak çok büyük bir mana taşıyor bu söz. Zira günümüz insanının en büyük sorunlarından biri hızlı yaÅŸamak. Hızlı yaÅŸarken algılama yetisini kaybediyor. Anne çocuÄŸunu, eÅŸler birbirini algılamıyor. Çocuk da hızlanınca dikkat dağınıklığı, hiperaktivite geliyor. Önemli bir kaide. Seyyahların Osmanlı coÄŸrafyasındaki çocuklara dair gözlemlerinde de Anadolu pedagojisinden parçalar görebiliyoruz.

-Eskiler için hep söylenir, aileler çok kuralcı ve baba dayağı var diye…

Ne demek dayak?.. Rica ederim... Kesinlikle böyle bir şey yok.

-Ama “Dayak cennetten çıkmış” sözü bu coÄŸrafyaya ait…

Bu sözü literatürümüze kim soktu ise muhtemelen ÅŸimdi o cennetten çıkmıştır. Çünkü dayağın Anadolu pedagojisinde yeri yok. Bu tarz söylemler insanları Anadolu pedagojisinden uzak tutmuÅŸ ve Batı’ya yönlendirmiÅŸ. Bazen kasıtlı söylemler diye düşünüyorum. Anadolu’da çocukları olacak çifte doÄŸum oldu mu anlamında ‘Misafiriniz geldi mi?’ diye sorulur. O misafire de ‘aziz misafir’ deniyor, Allah’ın gönderdiÄŸi. Böyle bakınca çocuÄŸa karşı saygısızlık yapılabilir mi, çocuÄŸa bağırılabilir mi? ÇocuÄŸun kulağından çekilebilir mi? Bu coÄŸrafyada çocuklar ciddiye alınırdı. Çağımızın en önemli sorunu, aileler çocuklarını ciddiye almıyor. Onların etrafında dört dönüyor, ne dese alıyor ama ciddiye almıyor.
Seyyahlar adımlarını çocukların hızına göre atan babalardan hayretle söz ediyor. Çekiştire çekiştire götürülmüyor. Anadolu pedagojisinde çocuğun duygu dünyasına önem verilmiş. Üç aşamalıdır bu. Birinci aşama çocukta güven kazandırmadır. İkinci aşama ve çocuğa sunulan en güzel şey emniyet. Çocuk tedirgin edilmeyecek, dövmeyeceksin; çünkü dövdüğünde kendini emniyet içinde hissetmez. Bu iki aşamanın neticesi olarak aidiyet duygusu yeşermeye başlar. Çocuk bir süre sonra davranış kopyalaması yapar, güvendiği anne ve babasının davranışını kopyalar. Aidiyet duygusunu kazanan çocuk okuldaki kötü gruplara katılmaz, sokaktaki küfürleri kapmaz.

-Anadolu pedagojisine göre şekillenmiş bir ailenin belirgin özellikleri nelerdi?

Anne babaların anne babalık kıvamını tutturabilmesi en temel özelliÄŸidir. Böylesi bir ailede kadın sultandır. Zirve noktasındaki bir sıfat kadına verilmiÅŸ. Erkek efendi sıfatını alıyor. Kız çocuÄŸa kerime ismi veriliyor. Kerime de kendisine ikram edilmiÅŸ ÅŸerefli kimse demek. Erkek çocuÄŸa mahdum deniyor. Mahdum, hizmet olunan kimse demek. Erkek çocuk 7 yaşını geçince ona artık efendi deniliyor. “OÄŸlum, efendi ol!” uyarısı da buradan geliyor. Bu çocuk evlenince beyefendi oluyor. Kız da hanımefendi.

-Eskiden aileler kalabalıktı, amca, yenge, nine, dede… Bu ortamda model uygulanabiliyor muydu?

Orada kim hangi rolü oynadığını iyi biliyordu. Bugünün ailelerinin kaybettiği en mühim şey, hakemlik müessesesi. Hakem kendi nefsine uygun değil de doğruyu söyleyebilen, aile içindeki problemleri basiret gözüyle görebilen yetişkin insan, dede, nineydi. Yaşlılığın verdiği olgunlukla gören hakemler yok artık. Karı koca kavga ediyor, gidecek kimse yok. Modern pedagoji bu boşluğu aile terapisti ile doldurmaya çalışıyor.

-Modern zaman ailelerinde Anadolu pedagojisi nasıl uygulanabilir?

Günümüzde annelerin çoğu otoriter. Aman bozulmasın, kırılmasın, yemeğini ye, dersini yap, içeriye çabuk gel, geç odana, cezalandırdım seni... Mükemmeliyetçi annelerin elinde perişan olan çocuklar. Anadolu pedagojisinde kadın otoriter değildir. Otorite evin beyefendisidir. Kuralları koyan beyefendidir. Hanımefendi kuralların uygulanmasında yardım eder. Neden böyle? Çünkü anne otoriter olayım diye çocuklarla yüzgöz olur. Annenin şefkat yönü de var. Çocuğun kafası karışıyor. Otorite denince akla eli sopalı, het höt baba kavramı gelmesin. Bu insanlık dışı bir şey. Otorite demek kural koyup bu kuralların uygulanmasında yol gösteren demektir.  AKSİYON

 

Yorum ekle

Lütfen Türk dil kuralına uygun ve küçük harflerle mesajınızı yazınız.


Güvenlik kodu
Yenile