Bursa Kamu Çalışanları Derneği

Kamu Çalışanının Buluşma Noktası

Cts05192012

Last update04:14:24 ÖS

Font Size

Profile

Menu Style

Cpanel

Sendikacılık nereye gidiyor

  • PDF
Kullanıcı DeÄŸerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Image
  • Önceki
  • 1 of 4
  • Sonraki

Otel ve TV sahibi sendikalar 10 yıldır devlet denetimi görmüyor

Türkiye'de iÅŸçi hareketi, her geçen gün kan kaybediyor. Çalışanların haklarını savunmak için yola çıkan sendikalar, kimi zaman siyasetle içli dışlı oluyor, kimi zaman hükümetleri devirmeyi amaçlayan ortaklıklara katılıyor. Toplumsal desteÄŸini yitiren sendikalar yolsuzluk ve saltanat ithamıyla gündeme geliyor.

28 Åžubat sürecinde Refahyol hükümetini devirmek için bir araya gelen ve '5'li çete' olarak tabir edilen grup arasında Türk-İş ve DİSK de vardı. Dönemin hükümeti istifa ettikten kısa bir süre sonra bir genelgeyle sendikalar malî açıdan sessiz sedasız devlet denetiminin dışına çıkarıldı. Sendikalara artık 'kendi kendinizi denetleyin' denildi. Resmî rakamlara göre Türkiye'de sendikalı iÅŸçi sayısı 3 milyon 91 bin. Yarım günlük yevmiye tutarı, her ay iÅŸçilerden aidat olarak kesiliyor. Aylık maaÅŸ ortalama bin YTL olarak düÅŸünüldüÄŸünde bir kiÅŸi sendikasına en az 16 yeni lira aidat ödüyor. Petrol ve metal gibi yüksek ücretli iÅŸkollarında çalışanların aidatı 50 YTL'yi aşıyor. Sendikaların aylık geliri de 50 milyon YTL'yi (50 trilyon lira) buluyor. Dev fonlara hükmeden iÅŸçi ör- gütlerinin harcamaları- nı devlet 10 yıldır denetlemiyor. Sendikaların mali kontrolü, kendi içlerinde kurdukları kurullar aracılığıyla yürütülüyor. Bu durum suistimalleri de beraberinde getiriyor. Bağımsız denetim yapamayan kurulların, sendika yönetiminin yaptığı harcamayı onaylamaktan öteye geçmediÄŸi ileri sürülüyor.

Sendika baÅŸkanları ise sivil toplum kuruluÅŸu oldukları için kendi kendilerini denetlemelerinin daha doÄŸru olduÄŸunu savunuyor.

Türk sendikaları ÅŸeffaflık, denetim ve kurum içi demokrasi gibi kavramlara geçmiÅŸten beri soÄŸuk duruyor. Sendikalarda geçerli delege sistemi, yönetimin deÄŸiÅŸmesini neredeyse imkansız kılıyor. Genel kurulda sendika baÅŸkanını seçecek delegeler, baÅŸkan tarafından belirleniyor. ÖrneÄŸin 30 bin üyeli bir sendika, 250 delegeyle genel kurul yapabiliyor. Bunların da bir kısmının sendika yöneticilerinden oluÅŸtuÄŸu hesaba katıldığında yönetimin kongre kazanmak için az sayıda delegeyi memnun etmesi yeterli oluyor. Bir baÅŸka önemli sorun ise sendika yöneticilerinin 'hizmet ikramiyesi'. Bir sendika yöneticisi, iÅŸçinin 25 yılda aldığı parayı üç yılda 'hizmet ikramiyesi' adı altında kazanabiliyor. İkramiyede herhangi bir tavan sınırlaması yok. Rakam her bir sendikacı için 80-100 bin yeni lirayı bulabiliyor.

28 Şubat'ın karşılığı denetim serbestliği

Sendikaların mali denetimi, yolsuzluk iddialarının son bulması için büyük önem taşıyor. Ancak denetim sorumluluÄŸu 1997 yılında sendikaların denetleme kurulları ile denetçilerine bırakıldı. Uzmanlar, sendikanın kendi iç dinamikleri ile denetlenmesini sendikal özgürlük için son derece önemli görürken, uygulamada pek çok sorunun yaÅŸandığını vurguluyor. Sendikaların kongrelerinde denetim ve disiplin kurulları genellikle tek liste içinden seçiliyor. Yani, hiyerarÅŸide baÅŸkanın altında yer alan denetçinin, yönetimi gerektiÄŸi ÅŸekilde denetleyebilmesi zorlaşıyor. Denetim organları, üyeler adına hesap soran yapılar olmaktan çok, yönetimin harcamalarını onaylayan makam konumuna iniyor. Sendika içi denetleme mekanizması iÅŸlemezken üyelerin sendikanın harcamaları konusunda bilgi alabilmesi neredeyse imkansız. Devlet Planlama TeÅŸkilatı'nın (DPT) 'çalışma hayatı' raporunda da devlet denetiminden çıkarılan sendikalarda denetim mekanizmasının saÄŸlıklı iÅŸlemediÄŸine vurgu yapılıyor.

Sendikaların olaÄŸan dışı dönemlerde üstlendiÄŸi rol de dikkat çekiyor. 12 Eylül'de Anayasa referandumuna destek vere n Türk-İş, 28 Åžubat sürecinde de DİSK ile birlikte dönemin hükümetine yönelik muhalefetin ön saflarında yer aldı. Silahsız kuvvetler olarak lanse edilen '5'li çetenin' içerisinde yer alan iki konfederasyon, Necmettin Erbakan'ın kurduÄŸu hükümetin görevden uzaklaÅŸtırılması için yoÄŸun çaba sarf etti. Sürecin sonunda 18 Haziran 1997'de Refahyol hükümeti istifasını verdi. 26 Haziran 1997'de ise sendikalar üzerindeki devlet denetimi sessiz sedasız kaldırıldı. Bu durum, 'sendikalar 28 Åžubat'a verdiÄŸi desteÄŸin karşılığını mı?' sorusunu akla getiriyor.

İşçinin, sendikaya ödediÄŸi aidatın nerede kullanıldığına iliÅŸkin bilgi alabilmesi oldukça zor. 24 yıl iÅŸçi olarak çalıştıktan sonra sendikanın parayı nasıl kullandığını merak eden Mehmet TıraÅŸ, defalarca uÄŸraÅŸmasına karşın hiçbir bilgi elde edemediÄŸini anlatıyor. TıraÅŸ, "İşçi baÄŸlı olduÄŸu sendikanın harcamalarını denetleyemez. Paraların nereye harcandığını öÄŸrenemez. Bunları soruÅŸturduÄŸunuz zaman tehdit ediliyorsunuz." diyor. Bazı sendikacıların adeta 'tuÄŸa yapıştığını' ifade eden TıraÅŸ, "Bakın sendika yöneticilerine, bazıları 25 yıldır orada. 30'lu yaÅŸlarda sendikaya kapağı atan bir daha bırakmıyor. Sendikacılık saltanata dönüÅŸmüÅŸ durumda." eleÅŸtirisini yapıyor.

Dev sendika binaları, bazı sendikaların sahip oldukları bol yıldızlı oteller, lüks konutlardan oluÅŸan kooperatifler, sendika yöneticilerinin pahalı zevkleri, yönetici eÅŸlerine ve çocuklarına tahsis edilen makam araçları 'saltanat' iddialarının en büyük kanıtı. Mehmet TıraÅŸ, eski Türk-İş baÅŸkanı ve CHP milletvekili Bayram Meral'in Ankara'da 1 milyon 50 bin dolar ödeyerek iki dükkan aldığını belirtiyor. TıraÅŸ, fakir bir ailenin çocuÄŸu olarak hayata atılan Türk Metal Sendikası'nın baÅŸkanı Mustafa Özbek'in dudak uçuklatan servetine dikkat çekiyor. Sendikaların karşı çıktığı AB'de ise durum bizimkinden hayli farklı. Toplanan aidat üyelere açıklanırken Türkiye'de sendika yöneticiliÄŸini cazip kılan 'hizmet ikramiyesi' AB'de söz konusu deÄŸil.

Kayıtlara göre ölüler hâlâ çalışıyor!

İstatistikler, Türkiye'de sendikaların kan kaybını ortaya koyuyor. ÖzelleÅŸtirmelerin de etkisiyle sendikalı iÅŸçi sayısı hızla düÅŸüyor. Resmi verilere göre 1980'de sendikalı iÅŸçi 5,7 milyondu. 1996 yılında bu sayı 2 milyon 695 bine indi. SendikalılaÅŸma oranı yüzde 67'ydi. 2007 verilerine göre ise sendikalı iÅŸçi sayısı 3 milyon 91 bin. Yani kayıtlı çalışan tüm iÅŸçilerin yüzde 58,42'si sendikalı. Ancak gerçek rakam bunun çok altında. Birçok sendika, örgütlü olduÄŸu iÅŸkolunda yetkiyi kaybetmemek için emekli olan veya hayatını kaybeden üyelerini çalışıyor gösteriyor. Çalışma Bakanlığı da AB'ye sendikalılık oranını yüksek göstermek için bu duruma göz yumuyor. Hemen bütün sendikacılar, gerçek sendikalı iÅŸçi sayısının 800-900 bini aÅŸmayacağını belirtiyor. Uluslararası Çalışma Örgütü, memur sendikalarıyla birlikte Türkiye'de sendikalaÅŸma oranını yüzde 12,1 olarak kabul ediyor. AB'de ise sendikalaÅŸma oranı yüzde 90'lara çıkıyor. Memur sendikalarının üye sayısı da 747 bin. Bu rakam konusunda kimsenin ÅŸüphesi yok. Çünkü, memur sendikalarının üye sayısı, kendi beyanlarına göre deÄŸil, çalıştığı kurumlardan gönderilen üyelik aidatı kesintilerine göre tespit ediliyor.

Greve çıkmayan örgütlerin kasası doldu

Türk Telekom'da yaÅŸanan son grev hariç, Türkiye 1991 yılından beri ciddi bir grevle karşılaÅŸmadı. Bu durum sendikaların kasasının dolmasını saÄŸlayan en önemli etken. Zira 2822 sayılı Toplu İş SözleÅŸmesi, Grev ve Lokavt Yasası'nın 42. maddesine göre greve çıkan iÅŸçilerin maaşını, 'grev yevmiyesi' adıyla sendikalar ödüyor. Ayrıca grev süresince iÅŸçiye yemek ve yol parası da sendika tarafından ödeniyor. Yevmiyenin ne kadar olacağını sendikaların kendisi belirliyor. Bu oran, sendikaların büyük çoÄŸunluÄŸunun tüzüklerinde maaşın üçte biri, bir kısmında ise maaşın yarısı ÅŸeklinde yer alıyor. Bu nedenle sendikalar, kasalarından ciddi miktarda para çıkacağı için greve aslında sıcak bakmıyor.

Türkiye'de ilk sendikayı 1908'de Rum ve Ermeni iÅŸçiler kurdu

Dünyada bugünkü anlamda ilk sendika 1820'de İngiltere'de kuruldu. Osmanlı İmparatorluÄŸu'nda bilinen ilk iÅŸçi hareketi ise 1830'lu yıllarda tarım iÅŸçileri arasında baÅŸladı. Modern anlamda ilk sendika 1908'de İstanbul'da Rum ve Ermenilerin çoÄŸunluÄŸunu oluÅŸturduÄŸu iÅŸçiler tarafından kuruldu. 1913'te Mahmut Åževket PaÅŸa'nın öldürülmesi üzerine sendikal faaliyetler durduruldu. Türkiye'de ilk sendika yasası 1947'de çıkarıldı. Bu tarihten sonra kurulan sendikalar 1952'de Türk-İş Konfederasyonu'nu oluÅŸturdu. 1967'de Türk-İş'ten ayrılan bazı sendikalar DİSK'i kurdu. 22 Ekim 1976'da ise Hak-İş kuruldu. 12 Eylül 1980 askerî darbesinde Türk-İş dışındaki konfederasyonların faaliyetleri durduruldu, DİSK kapatıldı ve yöneticileri yargılandı. 1983'te Turgut Özal iktidarıyla baÅŸlayan demokratikleÅŸme süreciyle sendikal hayat, normale döndü.

Memurlar, örgütlenme hakkını 12 Mart muhtırasında kaybetti

1961 Anayasası memurların da örgütlenmesine fırsat verince 600 civarında memur sendikası kuruldu. 12 Mart 1971 muhtırasıyla memur sendikaları yasaklandı. Memurlar bunun üzerine dernek çatısı altında toplanmaya baÅŸladı. 12 Eylül 1980 darbesiyle memur dernekleri de kapatıldı. 1995'te Anayasa'da yapılan deÄŸiÅŸikliÄŸin ardından memur sendikaları doÄŸdu. 2001 yılında ise grev ve toplu sözleÅŸme hakkı içermeyen Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu TBMM'de kabul edildi. Bu tarihten sonra hükümet, yetkili sendikalarla maaÅŸ pazarlığı yapmaya baÅŸladı. Ancak bu sendikalar grev hakları bulunmadığı için etkili olamıyor. Öte yandan halen memur sendikaları üye başına 5 yeni lira aidat topluyor. İşçi sendikalarına göre çok daha düÅŸük aidat alan memur sendikalarının mali yapısı iyi deÄŸil. Pek çoÄŸu faaliyet gösterdikleri binaların kirasını bile ödemekte güçlük çekiyor.

276 bin üyeli Türk-Metal'in mal varlığı 1 milyar dolardan fazla

Türk Metal Sendikası'nın 32 yıldır deÄŸiÅŸmez baÅŸkanı Mustafa Özbek, hem sendika dışı iÅŸleriyle hem de siyasi faaliyetleriyle en çok tartışılan isim. Ulusalcıların en büyük finansörü durumundaki Özbek, televizyon kanalı, otelleri ve gaz dolum tesisinin yanı sıra onlarca gayrimenkule sahip. Kendi anlatımıyla fakir bir ailenin çocuÄŸu olarak iÅŸçiliÄŸe baÅŸlayan Özbek, sendika baÅŸkanlığı döneminde büyük bir servet edindi. Ankara'nın en zenginlerinden biri olduÄŸu belirtiliyor. Özbek'in Cumhuriyet Gazetesi'nin yüzde 40'lık hissesine de sahip olduÄŸu öne sürülüyor. Sık sık siyasi konuÅŸmalar yapan Özbek, BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan'a ağır eleÅŸtiriler yöneltiyor. 276 bin üyesi bulunan sendikanın yatırımlarının 1 milyar doları aÅŸtığı ifade ediliyor. Ankara ve Kıbrıs'ta 5 yıldızlı oteller, radyo ve televizyon kanalları bunlardan bazıları.

İSA YAZAR | NECİP ÇAKIR

Son Güncelleme: Perşembe, 10 Nisan 2008 11:25

Yorum ekle

Lütfen Türk dil kuralına uygun ve küçük harflerle mesajınızı yazınız.


Güvenlik kodu
Yenile