| Makale İçeriği |
|---|
| [Yorum - Ulvi Saran] Türkiye'nin gerçek sivil toplum ihtiyacı |
| Sayfa 2 |
| Sayfa 3 |
| Tüm Sayfalar |
Gerek meslek örgütlerinin yasa gereÄŸi ve zorunlu üyelik statüsüyle ekonomik hayattaki irili ufaklı giriÅŸimci ve üretici aktörler adına hareket etmeleri; gerek sendikaların ağırlıklı oranda kamu kesimine dayalı ve devlete eklemlenmiÅŸ biçimde geniÅŸ bir istihdam tabanına dayanarak emeÄŸi ve iÅŸgücünü koruma çabasını sürdürmeleri, toplumun % 80'ini temsil ettikleri anlamına gelir mi? Åžüphesiz, hayır! Bu kuruluÅŸların, adına hareket ettikleri meslek tabanı ya da iÅŸgücü kesimiyle olan iliÅŸkileri daha çok meslekî ve maddi çıkarlarını koruma düzeyiyle sınırlı kaldığından; bir bütün olarak temsil ettikleri kesimlerin toplumsal sorunlar ve genelde ülke siyasetiyle ilgili farklı istek ve beklentilerini karşılayabilmeleri ile doÄŸal olarak sahip oldukları çok sesliliÄŸi yansıtabilmeleri söz konusu deÄŸil.
Türkiye'nin yaÅŸadığı demokrasi deneyiminin oldukça yeni ve arızalı oluÅŸu; sivil toplumun yeterince geliÅŸememesine; sivil toplum kuruluÅŸlarının hem sayıca az, hem de örgütsel ve iÅŸlevsel kapasiteleri itibarıyla güçsüz kalmalarına yol açmış bulunuyor. Türkiye'nin sivil özgürlükler açısından karnesi pek parlak deÄŸil. Freedom House'un dünyada sivil hak ve özgürlüklerin durumuyla ilgili olarak her yıl yayınladığı; ülkeleri en fazla özgür olandan en az özgür olana doÄŸru 1'den baÅŸlayarak 7'ye kadar derecelendirdiÄŸi sıralamada; Türkiye 2006 yılında 3.5 puanla ancak "kısmen özgür" ülkeler kategorisinde yer alabilmiÅŸ durumda. Bu karşılaÅŸtırmada esas alınan, toplantı ve ifade özgürlüÄŸü, eÄŸitim ve dini özgürlüklerin kullanımı, örgütlenme düzeyi ve çoÄŸulculuÄŸun geliÅŸimi gibi ölçütler, aynı zamanda sivil toplumun temel özelliklerini ortaya koyan can alıcı deÄŸerleri ifade ediyor.
Siyasal partiler dışında, Türk toplumunun sivil ve siyasal reflekslerini yansıtan, çeÅŸitli konulardaki istek ve beklentilerini çoÄŸulculuk ve çok seslilik zemininde dile getiren, yeterli demokratik örgütlerin var olup olmadığı sorusuna olumlu cevap vermek çok güç. KarşılaÅŸtığı toplumsal ve siyasal sorunları, resmi ve biçimsel kamu örgütlenmesi ve iÅŸleyiÅŸ yapısı dışında; sivil inisiyatifle, sivil kuruluÅŸlar ve mekanizmalar aracılığıyla ve sivil tartışma zemininde çözebilme becerisini gösteremeyen bir Türkiye'nin geleceÄŸi yakalama ÅŸansı ne yazık ki çok az.
| < Önceki |
|---|


